Çocuğunu Anlamak Kendini Anlamaktan Geçer

Güncelleme tarihi: 7 Tem

Her sağlıklı insan doğum ve ölüm arasındaki evrede fiziksel olarak gelişir ve büyür. Gelişim hayatın en önemli parçasıdır. İnsan yaşamın her alanında gelişerek ilerler.

Gelişimin en verimli evresi çocukluk evresidir. Çocuklukta bilinçaltı her davranışı gözlemler, inceler, analiz eder ve özümseyip yaşantısına uyarlar. Bilinçaltına verilen her mesaj zihin tarafından özenle sindirilir ve yetişkinliğin temelleri alınan mesajlara göre yavaş yavaş atılmaya başlar.



Çocukluğunuzda ebeveynleriniz tarafından her istediğiniz yapıldıysa; doyumsuz olmanız, hiç bir pahalı hediyenin sizi mutlu etmemesi ve hayatınızda hiçbir şeyden memnun ve tatmin olmamanız olası bir sonuçtur.

Çocukluğunuzda her düştüğünüzde sizi hemen kaldıran anne-babaya sahipseniz; büyüdüğünüz zaman girişken olmamanıza, sınıfın önünde konuşamamanıza, özgüven sorunu yaşamanıza şaşmamalı!

Çocukluğunuzda ağladığınızda sizi susturan aileniz olduysa; büyüdüğünüz zaman kendinizi ifade etmekten korkmanız, konuşmakta zorlanmanız çok normal.


Her bireyin çocukluğunda ebeveynleri ile bazı unutamadığı, ders çıkarmak istediği anıları olmuştur.

Şöyle karar alırlar: Kendi çocuğuma asla böyle davranmayacağım!

Ancak bir süre sonra aradaki denge bozulur ve işler istenildiği gibi gitmez ve 'Kendi çocuğuma asla böyle davranmayacağım' diyen birey sonunda şikayet ettiği ebeveynlerine dönüşür.

Çünkü ebeveynlerinin olaylar karşısında verdiği tepkileri bilinçaltı özümsemiştir ve roller değişse dahi o tepkileri gün yüzüne çıkarma vakti gelmiştir. Çünkü birey bu tepkileri vermeyi öğrenmiştir. Başka bildiği tepki yoktur! Bilinçaltı ise sadece öğrendiklerini uygulamaya koyulmuştur.


Bizler öğrenmek ve gelişmek için programlıyız. Bilinçaltımız her bilgiyi öğrenmek özümsemek için canla başla çalışır. Bu bilginin doğru yanlış olması mühim değildir. Ancak edinilen yanlış bilgileri tarayıp hayatınızdan çıkardığınızda hem kendinizin hem de çocuğunuzun gelişimine katkı sağlayabilirsiniz.



İşe kendi çocukluğunuza dönmekle başlayın!


Küçükken ağladığınızda aileniz duygularınızı kabul etti mi? Sus ağlama, ağlanacak bir şey yok! deyip duygularınızı kapsamadı mı?

İhtiyaç hissettiğiniz anınızda ebeveynleriniz yanınızda mıydı? yoksa bir dolaba gizlenip sessizce ağlamayı mı tercih ettiniz?

Ebeveynleriniz evin içinde kavga edip, bağırıp birbirlerine saygı duymuyorken, başka insanların yanında hiç bir şey yok gibi mi davranıyorlardı?

Düşünün, o anlarda ne hissettiniz?

Hangi duygularınızı bastırdınız?

Dışa vuramadığınız, içinize yumruk gibi oturan hangi duyguya sahipsiniz?

Hangi olay bu duyguyu hissetmenize sebep oluyor?

O olayı canlandırın, olay ayrıntıları ile nasıl yaşanmıştı? kimler vardı? ne oldu?

İyice hatırlayın..


Sonra değiştirin!


Duygularınızı tanımladığınızda bilinçaltınızı kontrol edebilecek güce erişirsiniz. Çocukluğunuzda yaşadığınız o olayı olabilecek en güzel anıya dönüştürdüğünüz anda tüm yaşantınızı etkileyen bastırılmış duygularınız serbest kalacak ve içinizdeki çocuk iyileştikçe annesi- babası olduğunuz çocuğunuzda iyileşmeye başlayacaktır.




Terapist & Aile Danışmanı

Ayyüce Kaplan


10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör